ZAMAN

 

 

 

            Günlük yaşamımızda en ok kullandığımız bir sözcü ZAMAN. Bilebildiğimiz5-6 bin yıllık insanlık tarihini ele aldığımızda da aynı sözcük ile sık sık karşılaşıyoruz.

 

            Doğanın peryodik döngüsü ile tüm canlı ve cansız varlıkların, var oluş ile yok oluş çizgisi olan zaman, en çok düşünülen, bir o kadar da zor kavranan bir şey.

 

            Eski bir deyim olan " Ol mahiler ki derya içredir, deryayı bilmezler " yani, o balıklar ki denizdedir denizi bilmezler, deyimini " İnsanlar ki zamanın içindedir, fakat zamanı bilmezler "şeklinde dile getirmek yerinde olacağı kanısındayım.

 

            Bilindiği gibi Antik Çağ düşünceleri zaman-değişim ilişkisinden yola çıkarak salt ( mutlak ) zaman görüşüne dayanır. Bu düşüncelerin geleceğinde ne evren, ne zaman için yaratılmak söz konusu değildir. Zamanın Tanrı tarafından yaratıldığı, Hıristiyanlıkla ortaya çıkar.

 

            İslamda dinin ilkelerini akıl süzgecinden geçiren " MÜTEZİLE " akımına göre , " ZAMAN " alemle birlikte yaratılmış olup, sonsuza kadar sürecektir. Buna karşılık " DEHRİYYUN " yani zamancılar adı verilen bir akım taraftarları  ise, sonsuzdan gelip sonsuz dek tek kalıcı gerçeğin ZAMAN olduğunu söyleyerek, zamanın bir başlangıcının, dolayısıyla " yaratıcının olmadığını " ileri sürerler. KELEMCILAR ise, zamanın belli bir geçmişte Tanrı tarafından ve sonsuza dek süreceği inancını dile getirirler.

 

            İbn Rüşt'e ( 1126-1198 ) göre bir uçtan sonsuz olan bir şeyin, öte ucunun da sonsuz olması gerekir; yani ileriye doğru da sonsuz olması gerekir. Ayrıca yaratılmış olan bir varlık, zorunlu olarak, bozulmaya, yok olmaya mahkumdur. Oysa zaman sonsuzdan gelip sonsuza kadar sürecektir. Buna göre zaman yaratılmamış sonsuzdan beri vardır. Bu düşünceler 12.y.y. sonlarına kadar süren " islamın akıl çağı ürünüdür" .

 

            İbn Rüşt'ün çaşdaşı olan Muhiddin-i Arabi ( 1165-1240 ) nin düşünceleri ise şöyledir.

 

            " Sen AN mevhumu ile anılan zamanların hepsinde yakınlık ve uzaklık içindesin. Şu manaları da unutma. Ezel şu an'dır, ebed şu an'dır, kıdem şu an'dır. Yani ezel, ebed, kıdem şu içinde bulunduğun ve göz açıp kapayacak kadar bir zaman içinde elden çıkardığımız vakte sığdırılmıştır. İŞ BU VAKTİN İÇİNDE KENDİNİ ARA "

 

            İslam peygamberi Muhammed ise " Dehre ( zamana ) sövmeyiniz, çünkü Allahu taala o dur" der.

 

            Biraz daha gerilere giderek, Roma İmparatoru Marcus Aurelius (121-180 ) ün şu sözlerine kulak verelim.

 

            " Şimdiki zamanda var olanı görmüş bulunan kişi, her şeyi görmüştür; hem ezelden beri var olmuş her şeyi hem de, zamanının sonsuzluğu süresince var olacak her şeyi; çünkü her şey banzeş ve aynı anlamda görünürler. "

 

            Uzak Doğuda bir Zen Patriği olan Hui-Neng " Şimdiki an, mutlak sessizliği temsil eder. Şu an gerçekleşmesine rağmen , bu sürenin hiçbir sınırlaması yoktur ve işte sonsuz mutluluk buradadır. " Yine bir  Zen öğretmeni olan Dogan'ın " Çoğu kişiler zamanın geçip gittiğine inanırlar. Fakat gerçekte geçen zaman, olduğu yerde kalmaktadır. Söz konusu geçip gitme fikri belki ZAMAN  olarak isimlendirilebilir. Ancak bu temelde  yanlış bir fikirdir. Çünkü yalnızca geçip giderken gören birisi, zamanının yerinde durduğunu anlamaz " tarzındaki yaklaşımı, ilginç ve bir o kadar da düşündürücü.

 

            Eski Mısır'ın Ölüler Kitabımda zaman şöyle ifade ediliyor. " Ben dün, bugün ve yarınım. Ona ait olandan yoksun olan tek gün bile yoktur. Şimdiki zaman benim açtığım yoldur. "

 

            Batıda ise zaman kavramı, Clark ve Newton!a göre, Tanrının bir sıfatıdır ve Tanrının sonsuz süresidir. Descartes ise zamanın eşyadan ayrılması mümkün olmayan bir kip olduğunu ileri sürer ve olayların bir süresi olduğunu söyler.

 

            Klasik fizik, içerdiği maddesel nesnelerden bağımsız olan ve Öklid geometrisine uyan, mutlak ve üç boyutlu uzay ve yine maddesel dünyadan bağımsız, düzenli bir biçimde akıp giden mutlak ve ayrı bir boyut olan " ZAMAN " yaklaşımına dayanmaktadır. Batı dünyasında uzay-zaman ile ilgili yaklaşımı, bilim adamları ve filozofların zihinlerinde kalıcı ve derin bir etkisinin olduğunu görüyoruz.

 

            1905 yılında Einstein, Özel Görecelik kuramıyla zamansal belirişlerin de göreceli olduğunu, bunların gözlemciye bağlı olduklarını ileri sürmüştür. Zamanın göreceli oluşu bizi Newton'cu mutlak uzay kavramından vazgeçirmek zorunda bırakmaktadır. Bu kurama göre bir nesnenin uzunluğu, onun bir gözlemciye olan göreceli hareketine bağlıdır ve bu hareketin hızı ile değişim göstermektedir. Sonuç zaman için de geçerlidir. Hız arttıkça zaman kısalır, saatlerin yavaşlaması gibi, büyük hızlarda ( ışık hızına yakın ) hareket eden ikizlerden birinin, duran ikize göre daha az yaşlanması gibi.

 

            Bu durum atomaltı parçacıkları için de geçerlidir. Işık hızına yakın hızlandırılan parçacıkların, ömürlerinin uzadığını biliyoruz.

 

            Genel görecelik ise kütlesel çekimin Uzay-Zamanı bükmesi, uzay ve zamanın esnekliğini ortaya koymaktadır. Kütlesel çekimin çok güçlü olduğu Karadeliklerde Uzay-Zaman TEK'liğe yakın bir duruma dönüşmekte.

 

            Son yılların ünlü fizikçisi S. Howking'e göre " Düzensizliğin yani Entropi'nin zamanla artması, zamanın oku denen ve zamanın yönünü belirterek, gelecek ile geçmişi ayıran kavramın örneğidir. Zamanın en az üç değişik oku vardır. Birincisi, düzensizliğin ya da entropinin arttığı, zamanın termo-dinamik okudur. Bundan sonra zamanının psikolojik oku gelir. Bu, zamanın geçtiğini hissetmemiz, geleceği değil de geçmişi anımsadığımız yöndür. Zamanının üçüncü oku ise  evrenbilimsel okudur. Bu da evrenin büzülmeyip genişlediği zaman yönüdür. "

 

            Pek düzenli ve yeterli olmasa bile , zaman konusunda geçmişten bu güne kadar kıs bir yolculuk yaptık. Birbirine karşıt olan yaklaşımların, konu hakkında düşüncelerimizi zenginleştireceğini düşünüyorum. Bu düşünceleri kaynaklarında kalıplar halinde almaktaki amaç, içeriğinin bozulabilir endişesinden kaynaklanmaktadır.

 

            Zaman konusunda, fizikçiler ve düşünürlerin felsefi olduğu kadar psikolojik yaklaşımlarından da bir iki örnek yararlı olacaktır.

 

            Einstein, çok eski bir dostunun ölümü nedeniyle oğluna yazdığı başsağlığı mektubunda şunlar dile getiriyor.

 

            " O, bu tuhaf dünyadan, biraz benden önce giderek ayrıldı. Bu hiçbir şey demek değildir. Bizim gibi fiziğe inanan, geçmiş, şimdiki zaman ve gelecek arasındaki ayırımın yalnızca inatçı, ısrarlı bir yanılsama olduğunu bilir."                 

 

                   Kuantum fiziğinin önde gelenlerinden biri olan Louis de Broglie, " Hepimiz için aslında geçmişi, şimdiyi ve geleceği oluşturan her şey, uzat-zamanda bir blok haline " o da neysedönüşür. Zamanın geçtiğini her gözlemci, uzay-zamanın katmanlarını keşfedecektir. Bunlar, onun için meddesel dünyanın peş peşe gelen öğeleri olarak gözükmektedir. Fakat gerçekte uzay-zamanı oluşturan olaylar bütünü, onlar hakkında oluşturduğu bilgisinden önce var olmaktadır.

 

            S. Howking ise " Zamanın doğası nedir? Bir sonu olacak mı? Son zamanlarda fizik biliminde, bir bölümüne teknolojideki baş döndürücü gelişmelerin olanak sağladığı atılımlar uzun zamandan beri süregelen bu soruların bazılarına yanıt verebiliyor. Bu yanıtlar etrafında dönmesi kadar açık, ya da belki kaplumbağalar kulesi kadar saçma olabilir günün birinde. Bunu ancak " zaman " ( o da ne demekse ) gösterecektir.

 

            Zen-Budist düşünürü Dr Suziki konuya şöyle yaklaşıyor " Bu spiritual dünyada, geçmiş, şimdi ve gelecek gibi zaman dilimleri yoktur. Çünkü bunlar, gerçek anlamına varıldığı " Şimdiki An'da " birleşmişlerdir. Böylece geçmiş ve gelecek de " Şimdiki An " gerçekleşen aydınlanmanın çerçevesi içine girerler. Bu ise öylece hareketsiz bir biçimde duran bir şey değildir, durmaksızın hareket eden bir durumdur.

 

            Sonuç olarak, zaman konusunda tüm fiziksel kavramlar ve felsefi düşünceler, zaman kavramında en önemli olan şeyin " ŞİMDİ " yani " AN " ın olduğunu açık ve güçlü bir şekilde ortaya koyuyor. Hintliler geçmiş ve geleceğe önem vermezler, çünkü geçmiş bir önceki an dır, geleceğin de bir sonraki an olacağı gibi. Yanlış yaşanmış bir an, galnış bir geçmiş, aynı zamanda yanlış bir gelecektir. Bu nedenle önemli olan AN'ı kusursuz yaşama biçimidir.

 

            Maddeci bir mantıkla yetiştirilmiş Batılya, Hintli bir düşünür zamanı şöyle açıklar. Siz yaşamıyorsunuz; çünkü sizler her anınızda ya geçmişten pişmanlık duyuyor ya da geleceğe endişe duyuyorsunuz. Bu AN'ınızı yaşamadığınız sonucunu çıkarır. Çünkü gerçek yaşam "AN'I YAŞAMAKTIR.

 

            Bizler, zaman zaman çok kısa bile olsa mutlu ve coşkulu an'larımızı kolay kolay unutmayız. O an gerçekten yaşadığımız ve zihnimizin geçmiş ve gelecekten koptuğu anlardır. Buna gerçek yaşam da diyebiliriz. O anlarda davranışlarımızdaki güzellik, geçmişimizi oluştururken, geleceğimizin kurucusudur. Bu olumsuzluklar için de geçerlidir.

 

            Hintlilerin KARMA düşüncesinde, geçmişteki, yani geçmiş  An'daki davranışlarımızın hazırladığı, gelecekteki kaçınılmaz sonuçlarıdır. KADER den ayrıldığı en önemli nokta, yazgımızı bizim geçmiş anlarımızda kendi ellerimizle yazdığımız olmasıdır.

 

            Bizler kendimizi bildiğimiz oranda, anımızı yani şimdiyi bilir ve yaşarız. Bu da eylemlerimizin doğaya ve  insanlara uyumu sağlar.

 

            Şimdinin yani AN'ın,  zaman felsefesinde çok öneli bir yeri olduğunu gördük. Şimdilerini doğru olarak değerlendirememiş olanlar, sonuçta başkalarının şimdilerine tutsak olurlar.

 

            Bütün dileğim, Şimdi'mizin önemini ve değerini kavramak " Şimdiki aklım olsaydı " sözcüğünü sık sık kullanmamaktır.

 

 

 

17 Şubat 1995                                                                                  Özkan  ARAS

 

 

Kaynakça :

 

Tarih Boyunca İlim ve Din                                      Adnan Adıvar

Rölativitenin Alfabesi                                              B. Russell

Fiziğin Evrimi                                                           A. Eintein

Kozmik Kod                                                              H. Pegels

Tanrı ve Yeni Fizik                                                   P. Davies

Fiziğin Taosu                                                            F. Capra

İrfan Aynası                                                              M.Arabi

Zamanın kısa Tarihi                                                 S. Howking

S. Howkingin Evreni                                                J. Bosough

Kendimden Düşünceler                                           M. Aurelius