![]() |
Ferideddin-i ATTAR 12.yüzyılın son yarısı ile 13.yüzyılın ilk yarısında yaşamış İran’lı eczacı, doktor ve şair. MANTIK al-TAYR , yapıtlarından en önemlisi 4941 beyit.
Yapıttaki SİMURG öyküsünün içeriği özetle şöyle.
“ Kuşlar bir araya toplanıp, bu zamanda hiçbir ülke padişahsız değil.
Bundan böyle bizim de padişahsız kalmamamız lazım. Padişahsız ülkede
nizam, intizam olmaz. Kendimize bir padişah seçelim diyorlar. Bu sırada HÜTHÜT
kuşu geliyor ve kendisinin SÜLEYMAN peygamberin mahremi ve onun postacısı
olduğunu söylüyor. “ Sizin zaten bir
padişahınız var ama haberiniz yok. O bize bizden yakın da biz ondan uzağız.
Daima padişah o dur. Adı SİMURG’dur. Binlerce nur ve karanlık perdeler ardındadır.
Gelin de onu arayıp bulalım .“ diyor. Kuşların her biri bir özür
(bahane) getiriyorsa da Hüthüt, hepsine de birer birer kandırıcı, inandırıcı
doğru cevaplar veriyor. Bunun üzerine hepsi birden Hüthüt’ü kendilerine kılavuz
yapıp yola düşüyorlar. Yolda hepsi yorgun bitkin bir hale geliyor ve yine
birer birer karşı koymaya kalkışıyorlar. Hüthüt bıkmadan yorulmadan her
karşı koymaya cevap veriyor. Ve önlerine İSTEK, AŞK, BİLİM ( marifet ),
NAZLANMA (istina), BİRLEŞTİRME ( tevhid ), HAYRET VE YOKSULLUKTA YOK OLMA ((
fakr-u fena ) adları verilen yedi vadi daha bulunduğunu, bunları aştılar mı
artık SİMURG’a ulaşacaklarını söyler. Gene gayrete gelip yola düşerler.
Fakat kuşların kimisi yoldaki engellerde kalıyor, kimisi yem isteğiyle bir
yerlere dalıyor, kimisi aç ve susuz can veriyor. Sonuçta yüzlerce kuştan
ancak “ OTUZ KUŞ “ bu vadileri aşabiliyor.
Bunlar SİMURG’u soruyorlar. Tam bu sırada postacı Hüthüt gelip SİMURG’u
istediklerini anlayınca, önlerine birer kağıt parçası koyup okumalarını
söylüyor. Okudukça bütün yaptıklarının bu kağıtlarda yazılı olduklarını
görüp şaşırıyorlar. Bu sırada SİMURG görünüyor. Fakat görünenin
kendileri olduğunu ve kendilerinin SİMURG dan, yani Mana bakımından “
OTUZ KUŞ “ dan ibaret bulunduklarını görüp büsbütün hayrata dalıyorlar.
SİMURG dan ses geliyor “ Siz
buraya OTUZ KUŞ geldiniz, OTUZ KUŞ göründünüz. Daha fazla, yahut daha
eksik gelseydiniz o kadar görünürdünüz. Burası AYNA’dır. Sözün kısası
bu makamda hepsi SİMURG’da gelip geçici oluyor. Artık ne yol kalıyor ne
yolcu ne de kılavuz .“
“ Tasavvuf, Allah ve dünya’nın niteliği konusunda, kuramsal tartışmaların
engin çöllerine de uzanabilir; sabahın gün ışığıyla yıkanan, ya da
serin akşamın morumsu sisine sarılı yüce dorukların güzelliğinin tadına
da varabilir. Ancak gerçek olan,tasavvuf kuşu SİMURG’un yaşadığı o en
uzak dağa pek az kişinin vardığı. Öyle ki, oraya varıldı mı, insan bir
de bakıyor, ULAŞTIĞI YER KENDİ İÇİYMİŞ MEĞER.
Prof. Annamarie Schimmel
![]()