| 

Şeyh
Bedrettin
Durali
Yılmaz
BAKIŞ KİTAPLIĞI
Şeyh
Bedreddin bir süfi miydi? Yoksa bir isyancı mıydı? İktidar
için mücadele eden bir muhteris miydi? Köylülere, baldırı
çıplaklara, yalın ayaklılara, Anadolu Türkmenlerine yeryüzünde
cennet vadeden bir hayalperest miydi? Hıristiyanları,
Musevileri, Müslümanları bir arada yaşatmak isteyen
idealist bir din adamı mıydı? Ya da vahdet-i vücut
felsefesine inanmış yeni bir Hallac-ı Mansur muydu? Yoksa
bir Anadolu sosyalisti miydi? Durali Yılmaz'ın sürükleyici
kaleminden Şeyh Bedreddin hakkında merak edilen soruların
cevabını bulacaksınız
|
| |
Mantık
Nurettin
Topçu
DERGAH YAYINLARI
Mantık,
"doğru düşünmenin kaidelerini ortaya koyan
ilimdir" diye tarif edilir. Düşüncemizin normal işleyişini
Psikoloji ilmi anlatmaktadır. Ancak duygu ve irade olayları
mantığı ilgilendirmez. Şu halde duygu ve irade olayları dışarda
kalarak, sade zihin olayları üzerinde yaptığımız araştırmalarla,
düşünmenin ilmini yapmış oluyoruz. Mantığın Psikoloji
ile ilgisi işte bu noktada kendini göstermektedir; çünkü
zihnin hakikate ulaşmak gayesiyle ne yolda işletilmesi
gerektiğini bilmek için, onun kendiliğinden nasıl işlemekte
olduğunu bilmek lüzumludur. Bu sebepten, bazıları mantığın
"zeka psikolojisi" olduğunu söylerler. Ancak
psikolojide anormal haller, yani şuurun hastalık halleri de
incelendiği halde, mantık zihnin yalnız normal işleyişini
incelemek iddiasındadır. Şu halde "mantık, normal
zekanın psikolojisidir" demek daha doğru olacaktır. Böylelikle
mantığın psikolojiden ibaret olduğu görülürse de,
hakikatte bu iki ilim birbirinden ayrıdır. Zira psikoloji,
şuur hallerini oldukları gibi ele almakta ve ulaşılması
gerekli olan herhangi bir gayeyi gözönünde tutmamaktadır.
Mantıkda ise, hakikate ulaşmak gayesi güdülür. Hakikate
ulaşmak için zihnin gelişi güzel işlemesi kafi değildir.
|
| |
Söylevler
Demosthenes
DOST KİTABEVİ
Söylevin
Tarihi 351 yılıdır: Bu yıllarda Philippos Trakya kraları
Amodokos ile Kersobleptes arasındaki çekişmeden yararlanıp
bu bölgeye karışmaya başladı. Bir yandan da Atina'yı
Trakya'dan uzak tutmak buğday yüklü gemilerini Euboia'nın
güney burnunu dönerken yakalamış, hakka Marathon'da karaya
çıkıp Atina'nın devlet gemisini alıp götürerek ona
kendi topraklarında saldırmıştır. Bunlara karşılık
Atina'nın tek yapktığı, kiralık konutan Kharidemos'un önderliğinde
bir ordu göndermek oldu...
|
| |
Yalnızlık
Dolambacı
OCTAVIO PAZ
İkinci Dünya Savaşı sonrasında Amerika kıtasında
yetişmiş en önemli edebiyatçılardan sayılan Octavio Paz,
31 Mart 1914'de Meksika'da doğdu. Öğrenimini, bir Katolik
okulunda ve Meksika Üniversitesi'nde yaptı. Edebiyata, 1931
yılında Barandal dergisinde yayınlanan ürünleriyle adım
attı. İlk şiir kitabı 'Luna Silvestre / Yabani Ay' 1933'de
yayınlandı. Paz, 1937 yılında, Madrid'de, cumhuriyetçilerin
saflarında katıldığı İspanya iç savaşıyla, yaşamının
en büyük deneyimlerinden birini edindi. 1938 yılında
Meksika'ya döndü ve Taller dergisinin editörlüğünü
yapmaya başladı. Modern Avrupa edebiyatı üzerine, büyük
bir ilgiyle izlenen makaleler yayınladı. Bundan sonra, asıl
olarak diplomasi alanında kariyer yapmaya başladı. Meksika
Dışişleri'nin temsilcisi olarak Amerika Birleşik
Devletleri'nde ve Fransa'da bulundu. Los Angeles yılları,
'Yalnızlık Dolambacı'nın (1950) oluşmasında etkili oldu.
1962'de Meksika Büyükelçisi görevini üstlendiği
Hindistan'da 1968'e; Meksika hükümetinin Meksika
Olimpiyatları öncesinde öğrenci hareketlerini kanlı bir
biçimde bastırmasına dek kaldı. Bu olay nedeniyle görevinden
istifa etti.
Latin Amerika soluna karşı çıkan görüşleriyle hep
polemiklere yol açan Paz, bir dönem aralarında Harvard ve
Cambridge'in de bulunduğu üniversitelerde öğretim üyeliği
yaptı. Yapıtlarının temasını aşk, şiir ve insan oluşturdu;
kimi yapıtlarında Meksika halk edebiyatıyla gerçeküstücülüğü
bağdaştırdı. Paz, edebiyat alanında birçok saygın ödülün
sahibi oldu; 1981'de İspanya'da Cervantes Ödülü, 1982'de
ABD'de Neustadt Ödülü, 1990 Nobel Edebiyat Ödülü... Paz,
1998 yılında öldü.
|
| |
YAZAR:Gerald
Messadie
SAYFA SAYISI:357
ÇEVİRMEN:Gülseren Devrim
|
Hindistan
Tarihi
İmge Kitabevi Yayınları / Tarih
Elinizdeki kitap, izleri ve etkileri
günümüze kadar gelen Doğu'nun en büyük
uygarlıklarından birinin doğup geliştiği bir
coğrafyanın tarihidir. Tarıma ve yerleşik kültüre
ilk adımın atıldığı bölgelerden olan İndus
ve Ganj havzası, aynı zamanda Çin'den Anadolu'ya
kadar inanç tarihini doğrudan etkileyen
Brahmanizm, Caynacılık ve Buddhizmin doğduğu
topraklardır. Bu bölgenin insanlık tarihindeki
özgün rengini ve yerini araştıran Hindistan
Tarihi, etnik ve dinsel yönlerden çok siyasal
yapılar temelinde öne çıkan değerlendirmeleriyle
dikkat çekiyor. Bu bağlamda sömürgecilik
tarihine Britanya tacının incisi olarak geçen
Hindistan altkıtasının hikayesi anlatılmakta,
yerli kültür, gelişmişlik ve geri kalmışlık
kavram ve tartışmalarına tarihsel derinlik
kazandıracak bir açılım sunulmaktadır.
|
| |
Türk
Aynştaynı
Oktay Sinanoğlu
TÜRKİYE İŞ BANK. YAY. Yayınevi / Bilim-Mühendislik
1962 yılında, henüz 26 yaşındayken,
ABD'nin Yale Üniversitesi'nde dünyanın en genç
profesörü... İki kere Nobel'e aday gösterilmiş
ilk Türk... Kimyaya matematiği sokmuş, moleküler
biyolojinin kurucularından, fizik, astrofizik, nükleer
fizik gibi bilimin çeşitli dallarında bir
"harika çocuk"... TÜBİTAK, ODTÜ ve
Boğaziçi Üniversitesi'nin kuruluşlarında yer
almış, Türkiye'de bilimin gelişmesi için mücadele
vermiş bir kişi... Ve ülkesinin sorunlarına
kafa yormuş, bu uğurda tüm gücüyle savaşmış
bir aydın.
|
| |
Elma
Enis Batur
SEL YAYINLARI / Edebiyat
Acı Bilgi - Fugue Sanatı Üzerine
Bir Roman Denemesi'nin ardından, Enis Batur,
benzer bir kurguyla karşımıza çıkıyor Elma'da:
Örgü teknikleri üzerine bir roman denemesi.
Yazar, sağ ve sol elinde birer şiş, sağında
solunda farklı yumaklar, ilmekten ilmeğe
ilerliyor. Batı sanatının tabu kırıcı yapıtlarından
biri, Courbet'nin Dünyanın Başladığı Yer'i,
1866 yılında bir Osmanlı koleksiyoncusu tarafından
ressama ısmarlandığı andan, 1995'te Orsay Müzesi'nde
kamuya sunuluşuna dek, çeşitli "peçe"lerin
altında saklı tutulmuştu. Ortaya çıktığında
sanat tarihçileri, eleştirmenler, romancılar
üzerinde yoğunlaştılar - Batıda. Batının
en doğu noktasında, olup-bitene İstanbul'dan
bakan bir Türk yazarı, ters açıdan örgüyü
söküp yeniden kurmaya karar verdi: Bu kitap,
kabartma motif olarak Halil Şerif Paşa'yı seçen,
onu hem Courbet'nin yapıtına ve alışılmadık
bir yaradılış yorumuna bağlayan, hem de
"Yabancılık" statüsünü eşleyen
bir perspektife dayanıyor.
|
| |
Sonu
Hep Gözyaşı
Akif Pirinçci
GÜNCEL YAYINLARI / Edebiyat
Almanya'da yaşayan ve dünyaca ünlü
dedektif kedi karakteri Francis'in yaratıcısı
Akif Pirinççi'nin kendi aşk romanı!.. Bugün
kitapları 37 ülkede birden yayınlanan ve
milyonlar satan, kariyerinin başlangıcındaki
bir dünya yazarının yaşamından gerçek bir
kesit... "...Ve, sizlere şu kız oğlan kız,
soytarı, tuhaf, ukala, hırçın, kendine hiç güveni
olmayan, utangaç, zeki, toplumdışı kalmış
ve bozulmuş, başka ülkelerden kalkıp da
buralara, Batılı kızlara aşkın ne olduğunu
öğretmek için gelmiş ve adı da Akif olan
genci anlatayım biraz. Bırakın da anlatayım!
Acıyı ve ölümü anlatayım sizlere! Aşkı ve
acı çekmeyi anlatayım! Yalnızlığı anlatayım,
çürüyüp gitmeyi anlatayım, insanın bir
yaratığa dönüşmesini anlatayım, hiç kimse
ve hiçbir şey olmamayı, var olmayı ve yok oluşu
anlatayım!..."
|
| |
Dolaptaki
Kızılderili
Can Yayınları / Çocuk Kitapları
Omri'nin dokuzuncu yaş gününde
aldığı iki hediye yaşamını baştan sona değiştirir.
En iyi dostu Patrick'in verdiği plastik Kızılderili,
Omri'yi hayal kırıklığına uğratmıştır.
Bu yetmezmiş gibi ağabeyi Gillon da, parası
olmadığı için kardeşine yolda bulduğu eski
bir dolabı hediye olarak verir. Oysa her iki
hediye de hiç de sıradan şeyler değildir.
Omri, Kızılderilisini dolaba koyup anahtarını
çevirince birden sihir başlar ve Omri'nin yaşamı
tuhaf ama bir o kadar da heyecanlı bir biçim alır.
Küçük oyuncak canlanıvermiş, on sekizinci yüzyıl
Amerika'sının Vahşi Batı'sından gelme savaşçı
ruhlu Küçük Boğa olmuştur. Üstelik arkadaşı
Patrick de Kızılderiliye özenip kendi
kovboyunu canlandırmaya kalkınca iki arkadaş
kendilerini zaman ötesi bir serüvenin içinde
bulurlar.
|
| |
Romantik
Komünist
Doğan Kitapçılık / Edebiyat
"Bu biyografinin çok iyi gösterildiği
gibi, Nazım Hikmet'in 'filmlere konu olacak'
kadar ilginç bir yaşamı var. Nazım Türk
olmasaydı, çok daha büyük bir üne sahip
olurdu diye düşünüyor insan. Nazım'ın bu
biyografisi, Picasso, Tzara, Artaud, Sartre,
Neruda, Aragon, Breton ve geçtiğimiz yüzyılın
daha birçok büyük sanatçısının övgülerini
kazanacak kadar önemli bir edebi ve siyasi kişiliğe
karşı başarıyla yerine getirilmiş bir görev
olarak anılacak." (Prof. Talat S. Halman,
Ankara Bilkent Üniversitesi)
|
| |
Fotoğraf
Hikayeleri
Ahmet Karcılılar
Doğan Kitapçılık / Edebiyat
Artık unutulmuş, belki de hiç anımsanmamış
bir meslektir fotoğraf hikayeciliği. Zamanını,
mekanını, kişilerinin ve nesnelerinin geçmişlerini
bilmediğiniz, ama istediğiniz kadar büyütüp
bütün ayrıntılarını görebileceğiniz bir
fotoğrafın tam bir hikayesini yazmak, odaları,
koridorları ve merdivenleri iç içe geçmiş,
çok katlı bir labirenti, içinde dolaşarak tanımlamaya
çalışmaktan farksızdır. Fotoğraftaki her
ayrıntıdan yeni bir fotoğraf elde eder, sonra
yeni fotoğrafın ayrıntılarındaki başka fotoğrafların
peşine düşersiniz. Aklınızdan sürekli bir
önceki fotoğrafa geri dönüp seçmediğiniz
ayrıntıları da bütünüyle görmek, önceki
fotoğrafı tümüyle anlamak düşüncesi geçmektedir,
fakat seçtiğiniz ayrıntıların sunduğu yeni
fotoğraflar geri dönüşünüzü geciktirir hep.
Bir gün ilk fotoğrafı anımsamadığınızı
fark ettiğinizde kaybolduğunuzu anlar, ama yeni
seçimlerinizin cazibesiyle bunu umursamazsınız.
Bu yüzden, hikayesini anlatabilen bir fotoğraf
hikayecisine rastlanamamıştır şimdiye dek.
Onlar, çıkış sandıkları fotoğrafa
rastlayana dek kendi fotoğraflarının
labirentinde dolaşırlar öylece. Oysa çoğu
labirentin çıkışı, girişidir aynı zamanda.
|
| |
|