![]() |
Bilimin
karanlık yılları ya da “ İnsanoğlu için kaybolan bin yıllık büyük boşluk “ diye
ifade edilen bu büyük zaman dilimi M.S. 415 yılında yok edilen İSKENDERİYE KİTAPLIĞI ile başlayan ve
Rönesans dediğimiz ( yeniden doğuş ) aydınlanmaya kadar olan süreç ve bunun
trajik serüvenidir.
Bu
yılların neleri yok edip karanlıklara gömdüğünü daha iyi anlamak için daha
gerilere gitmek zorundayız. Bu aynı zamanda o dönemlerin bilim ve onun
getirdiği uygarlık düzenine ışık tutacaktır.
Bu
dönem de en az bin yılı kapsar. Hatta Hermes’e M.Ö. 3000 yıllarına kadar
gerilere uzanır.
Mısır
ve Mezopotamya’da M.Ö. 3000 lerde başlayan
astronomi, matematik ve tıp alanında çalışmaların olduğunu biliyoruz. Bu
bilgi birikimleri ileride İskenderiye okulu kanalıyla İyonya’yı ve komşu
ülkeleri etkileyerek günümüze kadar uzanacaktır. Örneğin, Mısırlıların M.Ö.
17-16 yüzyıllarda, üçgenlerin yüzölçümlerini, silindirin hacmi ve Ehramların
hacmini bildikleri gibi, Pythagoras’ın ünlü teoremini ispatsız kullanıyorlardı.
Dikkatle
incelendiğinde Ronesansın düşüncelere verdiği ışığın katnağı Mısır ve
Mezopotamya’da olduğu görülür. 700 yıllık İskenderiye kitaplığının ve onun
oluşturduğu bilimsel çalışmalara ait bilgiler yeterli olmasa bile, bilim
tarihinin temel taşlarıdır.
Yetersiz
bilgimizin nedeni, yarım milyonluk kitaba, daha doğrusu papirus tomarına sahip
İskenderiye kitaplığın elimize geçen
beş on papiruztan başka bir şey kalmamış olmasındandır.
Bu
birikim uzun bir dönemin ürünleriydi. Nitekim Mısırlı bilge Harmes, beş bin yıl
gerilerden şöyle sesleniyordu.
“ İnsanlar ölümlü tanrılardır, tanrılar da
ölümsüz insanlaedır.İnsanca ölümlü olmak da, tanrıca ölümsüz olmak elimizdedir. “
İnsanın
değerini belirten bu çok anlamlı düşüncenin, yıllar sonra nasıl unutulup ya da
unutturulduğunu, üzülerek ve ibretle göreceğiz.
Ortadoğu’da
üç Sami dini, insanın yaratıcılığını, kutsallığını elinden alarak KUL’a
dönüştürmüştür. Sonuçta birey düşünceden ve şüphe etmekten uzaklaştırılarak,
inanca yönlendirilmiştir. Buna karşı çıkanlara din ve tanrı adına en ağır cezaları
vermede kendilerini yetkili görmüşlerdir.
Bu
nedenle “Bilimin Karanlık Yılları “ bin yıllık bilim ve din çatışmasının ortaya
koyduğu bir olgudur. Bu dönemi açıklamaya çalışırken dinden sık sık söz etmek zorundayız.
Burada amaç duygusal bir din karşıtlığı değil, bilimin tarihsel serüvenini,
rasyonel görüş açısından ve kaynaklara dayanarak ele almaktır.
Bilim
tarihine göz gezdirirsek ilk aydınlanmanın M.Ö. 1400-1300 , ikinci aydınlanma
dönemi de M.Ö.600 yıllarında olduğunu görebiliriz. İkinci aydınlanma dönemi,
birinciye göre daha belirgindir. Mısır da Fıravun Necho, Finike’li denizcilerin
Afrikanın çevresini dolaşmayı desteklediğini biliyoruz. Nitekim Kızıldenizden
başlayıp, İskenderiye’de biten yolculuk
üç yılda tamamlanmıştır. Yine o dönemde İran’da Zoroaster, Çin’de Konfiçyüs ve
Lao Tse, Hindistan’da Buda’yı görüyoruz. Bu gün bile milyonlarca insanın yol
göstericisi ve inanç kaynağı olan bu önderlerin aynı zaman diliminde ortaya
koydukları düşünce sistemlerinin birbirleriyle de ilişkileri ve dolayısıyla da etkileşimleri olduğunu
görüyoruz.
Yine
bu dönemde İyonya’da Thales Antikçağın ilk ve en önemli ışığıdır. O doğa
felsefesi de denen fiziğin ilk filiziydi. Bu yüzden bilimin İyaonya’da Thales’le
başladığı bilim tarihçilerince kabul edilmektedir. Daha sonra İyon bilim ve
kültürü İskenderiye’de çevresine ışık saçmıştır.
M.S.
3. Yüz yılda İskenderiyenin halkı, çok değişik ulusların bireylerinden oluşuyordu.
İskenderiye’nin dünyanın yedi harikalarından biri olarak kabul edilen Faros
Fenerinden öte asıl harikası kitaplığı ve müzesiydi. Dünyanın ilk araştırma enstütüsü
buradaydı. Bu nedenle kent o dönemin araştırma merkeziydi.
Bu
kitaplık çevre ülkelerin, özellikle İyonya’dan gelen bilim admaı ve filozofların
bilgi ve araştırma merkeziydi.
O
döneme kısaca bir göz atarsak, geometri ustası Euklid ve gramer kurallarını
tanımlayan Trakyalı Dionisos, aklın merkezi olarak kalbi kabullenmeyen ve beyni
kesin olarak saptayan filozof Hirophilos,dişilileri, buhar makinasını yaratan
ve aynı zamanda robotlar hakkında ilk kitabı olan AUTOMATA’nın yazarı Heron,
elips, parlel ve konik dilim şekillerini kanıtlayan Bergamalı matematikçi