KAOS’TAN DÜZENE

 

Yunan düşüncesine göre dünya var olmadan önce KHAOS vardı. Heseidos’un ( M.Ö. (. Yüz yıl. ) Theogonia’sının başında Khaos şöyle tanımlanıyor.

 

Khaos’tu hepsinden önce var olan,
Sonra geniş göğüslü Gaia-Ana toprak,
Sürekli, sağlam tabanı bütün
Ölümsüzlerin.
Onlar ki tepelerinde oturur

Olympos’un.

Ve yol yol toprağın dibindeki karanlık
Tartoros’ta.
Khaos’tan Erebos ve kara gece doğdu,
Geceden’se Esir ve gün ışığı doğdu
Erebosla sevişip birleşmesin
den.

Khaos’u ayrıntılarıyla anlatan başka bir şair de Ovidius’dur. ( M.Ö. 43 ) Dönüşümler adlı yapıtının ilk dizeleri şöyledir.

 

Anlatmak istiyorum değişen nesnelerin
Yeni biçimler alışını. Sizin işiniz
bunlar,
yardım edin bana başladığım işte
ey tanrılar.
Ulaştırın bu türkümü doğanın
başlangıcından
günümüze değin, denizden, karadan
bütün bunları
Kuşatan gök yüzü var olmadan, tek görünümlüymüş
Evren içinde doğa, khaos deniyordu ona,
kımıldamaz, biçimsiz, düzensiz, ağır bir yığın,
karmakarışıkmış içinde nesnelerin
türlü öğeleri.

 

Kaosun karşıtı olan Kozmos, günümüzde Evren, düzen anlamında kullanılmaktadır. Kozmos Antik Çağ döneminde SÜS anlamına gelen KOSMİYOS da türetilmiştir. O dönem evreni, gök boşluğunun süsü olarak görüyordu. Yine en eski Kozmos tasarımını Hesiodos’da görüyoruz. O, Kozmosu düzgün bir yapı olarak düşünüyordu. Buna karşılık Kozmos terimini ilk kullanan Anaksimandros’dur. ( M.Ö.610 )

 

Platon’a göre evrene, yani Kozmos’a şekil kazandıran DEMİOURGOS dur. Demiourgos evreni yani kozmosu şekillendirmiş, ilk olarak ruhunu oluşturmuştur. Bu ruh, hem evreni hareket ettiren ilkedir, hem de onun hakimidir; hem de onun içindedir, hem de onu çevreler, ve ölçü oranları onun içindedir. Evrenin matematik biçiminin kendisidir O.

 

Bu tanımlamalardan sonra yüzyılımızın bilgi birikimiyle Khaos’tan Düzen’e dönelim. Evrenin sonsuz olarak düşündüğümüz büyüklüğü içinde, hala yeni galeksileri oluşturacak nebülölerin varlığını biliyoruz. Bunlar makrokozmos düzeydeki olgular.

 

Bizim konuya yaklaşım açımız, temeldeki bu olgunun yardımı ile insanı ele almak. Daha açık bir deyimle Khaos’tan Kozmos’a olan akışta onun bir parçası olan insanın , bu akış içindeki yeri ve bunun yorumu.

 

Düşünürlere göre her insan bir evrendir, hatta en küçük bir parça olan atom bile evrenin gizemini içinde taşır. Ya da Carl Sagan’ın deyimiyle, KOZMOS’UN KEŞFİ, KENDİ KENDİMİZİ KEŞİF, YOLCULUĞUDUR.

 

Bizler, kendi karmaşamızdan, düzen ve dinginliğe yol almak çabasındayız. Bu yol çetin, yarı karanlık, gizemlerle dolu bir yol. Çoğumuz bu yolun ayırtına varmadan, iç ve dış dünyalarımızın karmaşalarını düzene sokmadan yaşamımızı tamamlamaktayız. Hintlilerin Veda’larda, Çinliler Tao te che’de, Mısırlılar Hermes’te, Samiler üç göksel dinle, bunları açıklamaya, insanlara yol göstermeye çalıştıklarını görüyoruz. Bu yolda çaba gösterdiğimiz oranda, evreninin kaostan düzene ve bu güne kadar geçirdiği aşamaların birikimini insanın bilinçaltında bulabiliriz. Fakat buraya tümüyle ulaşabilmek evrendeki en uzak galeksilere ulaşmak kadar zor. Buna en büyük etken, algı organlarımızın yetersizliği olduğu kadar, bunların bizleri yanıltmasıdır. Hintlilerin MAYA dediği bu olgu bizleri, düzene sokamadığımız kaosumuzda köle gibi kullanır. Bu nedenle varlığımız anlamsız ve mutsuz bir düşle sürer gider.

 

Yapabileceğimiz ilk şey, kendimizi ve doğayı tanımaya çakışmak ve evrendeki her şeyin bir ilişkiler zinciri oluşturduğunun bilincine varmaktır. Bu bilince, bilgi birikimimizi derinleştirip, bunlar üzerine çok yönlü düşünmemizle ulaşabiliriz. Sonunda dünyda bu uğraştaki tüm öğretilerin temelinde aynı gerçeğin yattığını görüyoruz.

 

Bu yöntemin bilinmesi insanlık tarihi kadar eski olmasına karşın, insan denen varlığın , bu denli BEN merkezli olması, onu içgüdüleriyle yaşamaya itmiştir. Geçmişte ve bu gün bu konuda en çok uğraş veren Hint inanç felsefesi ile Freud’un öncülük ettiği Batı psikolojisidir.

 

İnsanlık kendisine uygar demeği yakıştırdığı halde, benliklerindeki kaosun fırtınaları hala esmekle olduğunu görmek , şaşırtıcı olduğu kadar üzücü. Bu da gösteriyor ki birey ve onun toplumu, düzenlerini daha doğanın düzenine adapte etmemiş. Bu düzen kavramı onun bilinçaltında var, fakat çok derinlerde. Yapılması gereken onu oradan yüzeye, yaşama çıkartmaktır.

 

Bir çok öğretinin de temel amacı bu, yalnız, başarabilmek gücü ve kaynağı yine de bireyin kendisindedir. Yapmamız gereken, insan bilincinin derinliklerinde olan uyum ve BİR’lik gerçeğini yüzeye çıkararak, onların yaşama aktarılması uğraşısını verebilmektir.

 

Bunu, doğaya yönelerek ve onun dilini öğrenme çabası olan bilimin yanında, kendi içine dönerek “ Kendini Bil “ yoluyla elde etmek şeklinde de başarabiliriz. Bunda başarılı olduğumuz oranda, doğanın insandan ve tüm her şeyden hiçbir şeyi gizlemediğini anlarız. Çünkü doğadaki her şeyin temeli BİR’dir.

 

Aradığımız düzenin gerçeğini kelime olarak belirtmek kolay, fakat bunu kavramak, özümsemek ve yaşamak çok ama pek çok zor. Çoğu kez insan ömrüne sığmadığı halde, bir anda içimizde şimşek gibi de çakabilir, Buda gibi.

 

Bu nedenle, Kaostan-Düzene geçme başarısı çok uzun yılları gerektirebilir. Bu yıllar boyu yavaş yavaş, basamak basamak gerçekleşebilir. Her basamak, insanın çevre ile, doğa ile ve kendi ile uyumunun öğreti ile doludur. Kendi ile barışık olamayan, yani iç Khaos’unu yaşayan bunu başaramaz.

 

Genelde dış dünyamız ile savaşırız., fakat kendi iç savaşını kazanamayan, dış dünyadaki savaşını her zaman kaybeder. Eder de, yine de bunun nedenlerini, tanrılara, ilahlara, gizel güçlere, kadere yüklemekten kendini alıkoyamaz.

 

Sonuç olarak diyebiliriz ki, “ Khaos tan Düzene “ geçmenin yolu, her basamakta edinilen bilgilerin özümsenip, yaşamımıza uygulamaktan geçer. Bu bizim bireysel dinginliğimizi sağlarken, aydınlanmamızın yoğunlaşması , bizi, “ ışığı yansıtan durumundan, ışığın kaynağına dönüştürür.

 

İşte o zaman evrensel düzenin gizem dolu sonsuz perdeleri gözlerimizin önünde açılır.

3 Ocak 1993                                                                                                         Özkan ARAS

 

 

 

Kaynakça .

 

Teogonia Tanrıların Doğuşu Heseidos

Dönüşümler Ovidius

Mitoloji sözlüğü A.Erhet

Evrenin Sırlat Lucretius