Sümerlerin Gılgameş Destanı; kaderi şöyle tanımlar. “ Kader iplerini tanrıça TİAMAT yönetir. Torunları olan tanrılarla savaşarak  canavarlardan bir ordu kuran Tiamat, bu ordunun başına getirdiği dev KİNDU ya KADER İPLERİNİ verir.

 

                        İlkin bu devler ve canavarlar ordusuna yenilen tanrılar, sonunda MARDUK’un komutanlığını kabul ederler. Tanrı Marduk da komutanlık görevi karşılığında kader iplerinin kendisine verilmesini ister.

 

                        Antik Yunan inançlarında “ Tanrılar bile kaderlerine bağlı olmaktan kendilerini kurtaramazlar. Tanrılar tanrısı ZEÜS’ün söz geçiremiyeceği ve karşı gelemiyeceği  tek tanrıça MORİA’dır.

 

                        Nitekim Sofokles’in Antigon’undaki toplumun sesi olan koro şöyle bağırır. “ İnsanlar alınlarına yazılmış olan felaketlerden asla kaçıp kurtulamaz.”

 

                        İslamiyet’e göre kaderimiz değişmez bir surette anlımıza “LEVH-İ MAHFUZ’a yazılıdır.

 

                        KARMA: Hinlilerin DHARMAPATA adlı yapında şöyle anlatılır.” Şu anda ne olduğumuzu belirten dünkü düşüncelerimizdir. Bu gün kafamızdan geçen düşüncelerse, yarınki yaşamımızı biçerler. Yaşamımız kesinlikle zihnimizin yaratısıdır.

 

                        CHAMALU. Yüreğin Yolu “ And Dağları Kızılderili Şamanlarının Bilgelik Kitabı: “ Kader diye bir şey yoktur, yalnız şu ya da bu yana eğilimler vardır. Adımlarının yönüne bağlıdır, başına gelenler. Bu gerçeklik içinde yapıp da, başka gerçekliklerde yansıması olmayan hiç bir işimiz yoktur. Sonra da bu yansıma artan bir güçle bize geri döner.                           

 

20 Eylül 2000                                                 Özkan ARAS