![]() |
--Chamalu: Yüreğin Yolu. Bu öğreti, Güney
Amerika’daki And Dağları gezginci şamanlarının bilgelik öğretisi, içrek,
yani batıni bir öğreti. Bu bir
yerde İnka’lardan bu yana, varoluşa, yaşama ve evrene bakış
felsefesidir.Yapıtta Güney
Amerika yerlilerine gittiği yerlerde bu felsefeyi açıklayan gezginci bir şaman
bilgeyi izleyeceğiz.
--Bu bilge Chamaludur. Topluluğa yaptığı bir söyleşiden
sonra, genç bir kadın ona yaklaşır ne şunları söyler. “ Chamalu,
seninle gelmek istiyorum, seninle
gelmek ve kendimi değiştirmek. Artık aptallığıma bir gün daha dayanamam.
--Onu sessizce gözlemleyen Chamalu, genç kadının
kararlılığı karşısında, ertesi gün onunla görüşebileceğini söyler.
--Dışarı çıktıklarında genç kadın koşarcasına
Chamalu’ya yaklaşır ve yarın buluşmaya gelmezsen kendimi öldürürüm
der.
--Chamalu’nun yanıtı şu olur. “ Şimdi sen yaşamın
harika bir anındasın. Bu kendini öldürme isteği sendeki değişim susuzluğunu
ortaya çıkarıyor. Sen doğru yoldasın, tek yapman gereken ise daha iyi bir yöntem
seçmendir, yeniden doğmak için ölmelisin. Yarın buluşmaya geleceğim, sen
yarın yaşamla buluşacaksın, bir de yaşamın ayrılmaz arkadaşı ölümle.
--Genç kadın buluşmaya vaktinde gelir, sorunlarını
anlatır ve bağışla beni , kendimi tanıtmadım, adım...
--Chamalu adın önemli değil der ve “ Bu güne
kadar olup bitenler de önemli değil,
bu günden sonra olanlar da. Yalnızca bu anın önemi var, içgüdülerinle bu
saniyenin bu zaman noktasının tadına varmalısın. “ diye konuşmasını sürdürür.
--Bizim bu dünyaya mutsuz olarak gelmediğimizi
bilmelisin. Hayat bir okuldur, değerli bir armağandır bize. Öğrenerek ve eğlenerek
büyüyebilir, güneşe ulaşabiliriz.
--Hatalar aslında kötü değildir. Eğer biz bilinçli
olursak, hatalarımız değerli bir öğrenimin parçaları olurlar.
--Geçmişte olanları unut; gelecek senin şimdi
ektiğin tohumların biçilmesidir. Ya da, doğru dürüst bir gelecek elde
etmenin en iyi yolu şimdi mutlu olabilmektir.
--Nesnelere layık olduklarından fazla yüz verme;
yoksa onlara seni ezecek güç vermiş olursun.
--Başarı sahili de başarısızlık sahili kadar
tehlikelidir. İltifat da hakaret de aynı kaynaktandır.
--Başkalarının senin hakkında söylediklerine bu
kadar çok aldırırsan, kendini aldatmaya ve onlara yalanlar söylemeye devam
edersin. Ne kadar yalancı yaratıklar şu çağdaş insanlar. Durmadan yalan söylerler
doğal bir şeymiş gibi, sonunda kendi yalanlarına kendileri de inanmaya başlar.
--Senin budalalığından Tanrı sorumlu değildir.
Kendi hapishaneni kendin yapmışsın. Kendini uygarlıkla tıpkılaştırmışsın,
senindir diye benimsemişsin önüne sürülen çöpleri.
--Genç kadın onun gibi gezgin olmak istediğini
Chamalu’ söyler. Ve eğitim başlar.
--Chamalu ; bu günden sonra adın AJLLA olsun
diyerek ona küçük bir ad verme töreni düzenler. Ajlla, “ Seçilmiş olan
“ demektir. Yani seçilmiş kadın.
--Kendini ayrıcalıklı sayabilirsin fakat sana
kazanmayı hakketmediğin hiçbir şey verilmeyecektir. Bizim işimiz sadece kapıları
açmak. Senin adımların seni uzaklara taşıyacak, eğer güçlü isen.
--Ajlla ne yapmam gerekiyor diye sorduğunda Chamalu
şöyle yanıtlar onu.
--Yaşa, dolu dolu yaşa. Yürüyerek tırman dağın
tepesine. Hatalarından ders almasını bilen, hata yapmamış sayılır.
--Bizim ölçemediğimiz boyutumuz çok büyüktür.
Biz kendimizi yalnızca gördüklerimize inanmakla sınırlamamalıyız. Senin yüreğin
en iyi sığınaktır. Yüreğine git.
--Bir yerde Chamalu şöyle uyarır. “ Kendini gözlemleyerek
çalışmaya başla . Ne yaptığın önemli değil, içinde olup bitenler önemli.
En değişik ortamlarda gözle kendini. Kendi kendinin tanığı ol. Sana
iltifat edildiğinde, sana hakaret edildiğinde, sana ilgi gösterilmediğinde,
sana neler olduğunu seyret. İşler kötüye gidince gözle neler duyumsadığını.
Hüküm vermeden, suçluluk duymadan kendini tanı. Yalnızca kendini öylesine
seyret, tıpkı bilinmeyen bir kıtaya çıkmış bir kaşif gibi. İnsan karmaşık
hale getirmezse, hiçbir şey karmaşık değildir. İnsan iç potansiyelini özgür
bırakırsa güçlü olur, o zaman her şey olanaklı olur.
--Yaşam, kuşku yok ki, Tanrı’nın aklına gelen
en iyi fikir. Pachamama “ Toprak Ana “ çok renkli bir erk dansıdır, gökkuşağı
ile olan bir buluşmadır, dopdolu bir yaşama aşk ilanıdır.
--Tinsel kişi, beyazlar giyip günde bir saat düşünceye
dalan ve yalnızca sebze yiyerek, dönem dönem oruç tutan kişi değildir.
Tinsel kişi iki çift ayakkabısı varsa, bir çiftini ayakkabısı olmayana
verendir. O, karşılık beklemeden paylaşandır. Yabancıyı, göçmeni,
dilenciyi kardeş görendir.
--Biz sevinçle karşılarız her şeyi. Biz hep
oynar ve türkü söyleriz. Bizim tinselliğimiz sevinçle sıçrayan bir tanrı
kurgular. Biz yanlış yapanları cezalandırıp duran sıkıcı bir babayı
kavrayamayız.
--Kader diye bir şey yoktur, yalnızca şu ya da bu
yana eğilimler vardır. Adımlarının yönüne bağlıdır başına gelenler.
Bu gerçeklik içinde yapıp da, başka gerçeklerde yansıması olmayan hiçbir
işimiz yoktur.
--Tanrı ceza vermez. Buna gerek yoktur, çünkü her
kes kendi kendini cezalandıracaktır. Verdiğin her karar kendi sonucunu doğurur.
--Ajlla kaç yaşındasın diye sorduğunda yanıtı
şu olur. “ Yıllar yalnızca kronolojik çizgisel yaşı hesaplamaya yarar.
Çok seneler adımlayıp durdum bu toprakları. Yakında buradan gideceğim.”
--Ajlla “ Ölüm yoktur, o yeni bir günün doğuşudur,
yeni bir yaşama doğmaktır. Bu nedenle de atalarımız ölülerini ana karnındaki
bebeğin konumunda bayramlık elbiseleriyle ve başı batıya dönük gömerlerdi.
Yaşam döngüseldir.
--Her gece uyumamız bir küçük alıştırmadır.
Uyku kısa süreli bir ölümdür, her uyanış sevinçle karşıladığımız
bir yeniden doğuştur.
--Ajlla sorar; ölüm korkusundan nasıl
kurtulabiliriz? “ Tek yapacağın kendi yerinde olmandır, her anın tadına
varıp, her anı sindirip, her durumdan ders alarak. Biz her gece ölür, her
sabah yeniden diriliriz.
--Sabah uyanırken “ Daha yaşıyorum demelisin
.“ Gece yatarken geride her şeyi açıkça ve uyum içinde sona erdirmiş bırakmalısın,
öyle ki ertesi gün uyanmazsan hiçbir şey askıda kalmamalı.
--Uyanınca bu gün mutlu olmaya karar ver, çünkü
yalnız bu gün gerçektir, yalnız bu gün hayattasın, yalnız bu gün aşık
olabilir tat alabilirsin. Bir tek günümüz vardır yalnızca, o da her gün bu
gündür.
--“ Sevgi ve Aşk “:Neyi seversen sev, nice önemsiz
olursa olsun, sevdiğini yoğun ve koşulsuz sev. İçinde taşıdığın aşk
sana uyum getirecektir.
--Asıl olan, kötü anlarda sevmelisin.
Sevecenlikten daha iyi koruyucu bulamazsın. Sevmek en iyi duadır, geri kalan
anlamsız safsatadır. Seviverdik mi öylece, günlerimiz ışıkla dolar.
--İnsan hiçbir zaman sevdiği zamandan daha güçlü
ve kudretli olamaz.
--Her kişinin içinde ölçüsüzce seven bir varlık
yaşar. Bu varlık serbest kalınca aşk kendiliğinden akarak bizi ışıkla
doldurur.
--Sevgi almanın en iyi yolu karşılığında hiçbir
şey beklemeden sevmektir. Sevmek tohum atmak gibidir, ürün hemen alınmaz. Önemli
olan ekmekten zevk almaktır, gelecek ürünler beklemek değil.
--Giyinme: Biz çocukken, masumiyet doğal yapımızdır.
Çağdaş adamın yavaş yavaş topluma katılışı yasaklarla, kokutmalarla,
cezalarla ona utanmayı öğretir. Yavaş yavaş çocuk büyüklerin kusurlarını
kopya eder. Ve saflık baskı altına alınır; masumiyet ise artık istenmez
olur. Neredeyse her şey kabalaşır, hesaplılaşır, kötü niyetlileşir.
Bedenimizden utanma duyunca, onu gizlemeye başlarız. Saklamakla merak duygumuz
uyanır; görülür olmak yasaktır, yasak olan ise hepimizin aradığıdır.
Bir çok durumda da bu arayış saplantıya dönüşür.
--Kendin olmalısın. Özgürlüğünü özgür bırakmalısın.
Yaşamı temiz bir bakışla gözlemlemelisin; işte o zaman nereye baksan güzelliği
görüsün.
--Ajlla, sonsuzluk dolu dolu deneyimlenen
bir “ AN’dan “ başka bir şey değildir.
--Sevgi tohumları ek ki, sevinç toplayasın. Biz
mutlu olduğumuz zaman, türküler çığırır hücrelerimiz, derin bir barış
doldurur hücrelerimizi. Yüreğimizin gözüyle görürüz ki, kuşların yaptığı
uçmak değil, havada dans etmektir, oynamaktır.
--Yaşamımızda bir anlam olmayınca, hiçbir şey
bize dokunmasa bile, tepkilerimiz saldırganlaşır, denetimden çıkar.
Durmadan haklılık ararız ya da başkalarını suçlarız.
--KİBİR: Kibirli insanlar acı içinde yaşarlar,
çünkü onlar iç gelişmeleri yerine, başkalarıyla giriştikleri gülünç
yarışı koymuşlardır. Böylece hep gerilimli, hep telaşlıdırlar. Bu
acelecilik bu saplantı sahip olduklarının tadına varmaktan onları alıkoyar.
--Alçakgönüllü olmadan bilgiye ulaşılmaz. Alçakgönüllü
olan yavaş yavaş güçlü kudretli olur. Kendilerini korkulardan arındıranlar
ancak gerçekten alçakgönüllü olabilir.
--Özellikle çağdaş insan için alçakgönüllü
olmak zordur. Sanırım aileden ve okuldan alınan eğitim ile ilgilidir. Orada
insanlar bireyci olarak, bencil olarak yetiştiriliyor. Başkalarına karşı sorumluluk taşımasını
öğretmezler. Çağdaş insan paylaşmaktan çok yarışmayı öğrenir.
--Alçakgönüllü olmak yüreğiyle yürümek
demektir. Alçakgönüllü olmak sevgi dolu olmak demektir.
--Alçakgönüllü olmak için çaba gerekmez, kendi
içinde sağlıklı olmak yeter. Sen sağlıklı isen, alçakgönüllülük sana
kendiliğinden akar. O hapis olanlar kendi hapishanelerini kendileri yapar; her
biri kendinin gardiyanıdır.
--Yapılan yanlışlıklar öğrenmemizin bir parçasıdır.
İlk anda kötü gibi görünen , sonunda çok değerli bir ders olabilir. Bunun
için, her zaman uyanık, aydın ve tümüyle o anın içinde olunmalıdır.
--DEVRİM: Pek çok kimse, kendi yaşamlarında
devrim yapmaya yürekleri yokken, devrimden söz ederler.
--Tek gerçek devrimci, kendini değiştirebilendir.
Devrime katkı yapmanın en iyi yolu, köhne ve çürümüş yapıları değiştirmektir.
--CANLI DOĞA
: Her şey kutsaldır; her şey büyük tanrısal tapınağın bir parçasıdır.
Eğer yüreğinden bakarsan, her yanda güzellik görürsün.
--Saygı bizi ağaçların, dağların ve görünmeyenlerin
diline ulaştırır. Yalnız saygılı olanlar “ Janajpacha “ ya, üstün
gerçeğe varabilir.
--Toprakla karşılıklı konuşmalı onu sevmeli.
--Kendi bedeninin sesini işitmek için yoğun düşünmelisin.
Her bir parçanla konuş sürekli olarak. O zaman korkmadan, yanılmadan neyin
gerekli olduğunu bilirsin.
--ÖZGÜRLÜK: Özgürlük bize verilen en büyük
armağandır. Özgür olmak daha az daha daha az gereksinimi olmak demektir.
Gereksinimleri ne denli az olura hayatı bir avuç para için satmaya, o denli
az zorlanırız. Özgür olmak demek kendini aldatmaktan, yobazlıktan, hoşgörüsüzlükten
vazgeçmek demektir.
--Yalnızlığı duymadan, yalnız olmak iyidir.
--EVLİLİK: Atalarımız olan İNKA’lar, evlilik
öncesi deneme uygularlardı. Böylece çiftler bir karar vermeden önce
birbirini tanırlardı. Birbirini tanımanın tek yolu ise sıkıntıları paylaşmaktır.
Kötü günler iyi bir okuldur; geri kalansa çoğu kez bir yalandır.
--ÖLÜM: Ölüm yanımızda yürür, nereye gidersek
gidelim. O bizim sürekli yoldaşımızdır, ama bizi üzmesi ya da korkutması
gerekmez. Bize yaşamı anımsatmak için ölüm yanımızda yürür.
--Günlerini dolu dolu yaşayan için ölüm gerçekten
bir armağandır, yeni bir günün ışımasıdır, yeni bir hayatın doğuşudur.
--Ölüm korkusundan kurtulmak için, tek yapacağın
kendi yerinde olmandır, her anın tadına varıp, her anı sindirip, her
durumdan ders almaktır. Biz her gece ölür, her sabah yeniden diriliriz. Sabah
uyanırken, daha yaşıyorum demelisin.
--Gece yatarken geride her şeyi açıkça ve uyum içinde
sona erdirilmiş olarak bırakmalısın. Öyle ki ertesi gün uyanmazsan hiçbir
şey askıda kalmamalı.
--Herşeyle konuş, çünkü her şeyin canı vardır;
her şeyde bir ağabeyi bir kardeş bul. Her şey birdir ve her şey canlıdır.
--Son: Hep minnettar ol. En kötü anlarda sevecenlik
göster. Senin savaş alanın senin bulunduğun yerdir. Senin okulun yaşamın
kendisidir. Senin öğretmenlerin karşına çıkan sorunlardır.
6 Haziran 2001 Özkan ARAS
![]()